Tescilli markanızın başkası tarafından kullanıldığını görmek — raftaki taklit bir üründe, bir e-ticaret ilanında, bir tabelada ya da bir alan adında — ilk anda çaresizlik hissi verir. Oysa 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, tescilli marka sahibine hem hukuk hem de ceza yolunda oldukça geniş talep imkânı tanır.
Belirleyici olan, ne yaptığınız kadar hangi sırayla ve ne kadar hızlı yaptığınızdır. Delil toplanmadan gönderilen bir ihtarname karşı tarafı uyarmaktan öteye geçmez; şikâyet süresi kaçırıldığında ceza yolu tümüyle kapanır; yıllarca sessiz kalınan bir kullanım ise dava hakkını ortadan kaldırabilir.
Aşağıda ihlalin nasıl tanımlandığını, delillerin nasıl kayda geçirileceğini, hukuk ve ceza yollarında neler talep edebileceğinizi ve zamanın aleyhinize işlediği noktaları sırasıyla anlatıyoruz.
Hangi kullanımlar marka hakkı ihlali sayılır?
Kanunun 7. maddesi tescilli markanın sahibine tanıdığı hakları, 29. maddesi ise bu hakka tecavüz sayılan fiilleri düzenler. Uygulamada en sık karşılaşılanlar şunlardır:
- Markanın aynısının, tescilli olduğu mal veya hizmetlerde izinsiz kullanılması
- Benzer bir işaretin, halk nezdinde karıştırılma ihtimali doğuracak şekilde kullanılması
- Tanınmış bir markanın, farklı mal ve hizmetlerde dahi itibarından haksız yarar sağlayacak biçimde kullanılması
- Taklit ürünlerin üretilmesi, satışa arz edilmesi, satılması, ithal edilmesi veya ticari amaçla elde bulundurulması
- Markanın izinsiz olarak ticaret unvanı, işletme adı, alan adı veya sosyal medya hesabı olarak kullanılması
- Lisans yoluyla verilen hakların izinsiz genişletilmesi veya üçüncü kişilere devredilmesi
Burada gözden kaçan bir sınır vardır: koruma, markanın tescil edildiği mal ve hizmet sınıflarıyla sınırlıdır. Tanınmışlık istisnası dışında, tümüyle farklı bir sektörde aynı ibarenin kullanılması tek başına ihlal oluşturmayabilir. Bu nedenle harekete geçmeden önce tescil kapsamınızın karşı tarafın faaliyetini gerçekten kapsayıp kapsamadığı incelenmelidir.
İlk adım: ihlali belgeleyin
İhlalin varlığını ispat yükü hak sahibindedir. Karşı tarafa haber verildiği anda ilan kaldırılır, tabela sökülür, ürünler depoya çekilir. Bu yüzden ilk hamle ihtarname değil, delilin kayıt altına alınmasıdır.
- Noter tespiti. İnternet sitesi, ilan sayfası veya işyeri için noter aracılığıyla yapılan tespit, ekran görüntüsüne göre çok daha güçlü bir delildir.
- Ürünün satın alınması. Faturası ve ambalajıyla birlikte saklanan bir numune, hem ihlali hem satış tarihini kanıtlar.
- Delil tespiti davası. Delillerin kaybolma ihtimali varsa mahkemeden dava öncesinde tespit istenebilir.
- Süreklilik ve ölçek kaydı. Kullanımın ne zaman başladığı, hangi ölçekte sürdüğü ve satış hacmi, ileride tazminat hesabının dayanağı olur.
Delil, tespit edildiği an kadar değerlidir. Sonradan toplanan ekran görüntüleri çoğu zaman tarih ve içerik bakımından tartışmaya açık kalır; bu da güçlü bir dosyayı zayıflatır.
Markanızın izinsiz kullanıldığını fark ettiyseniz, karşı tarafa hiçbir bildirim yapmadan önce durumu bizimle değerlendirin.
İhtarname: dosyaların önemli bölümü burada kapanır
Deliller kayıt altına alındıktan sonraki olağan adım, noter aracılığıyla ihtarname göndermektir. İhtarnamede tescil bilgileriniz, tespit edilen kullanım, ihlalin durdurulması talebi ve makul bir süre yer alır.
İhtarnamenin iki işlevi vardır. Birincisi pratiktir: karşı tarafın çoğu zaman durumdan haberi yoktur ve kullanım dava açılmadan sona erer. İkincisi hukukidir: ihtarname, karşı tarafın ihlalden haberdar edildiği tarihi belgeler. Bu tarihten sonraki kullanım artık iyi niyetle açıklanamaz; tazminat talebinizi güçlendirir.
Her dosyada ihtarname doğru başlangıç değildir. Taklit ürün üretimi gibi delillerin kolayca ortadan kaldırılabileceği hâllerde uyarı yapmak, karşı tarafa hazırlık imkânı vermek anlamına gelir. Bu tür durumlarda doğrudan ihtiyati tedbir ve arama talebiyle harekete geçmek daha etkilidir.
İhtarnamenin içeriği sonraki davanın çerçevesini kurar. Tescil kapsamı, ihlalin niteliği ve talepler burada eksik ya da yanlış kurulduğunda, aynı iddialar dava aşamasında tartışmalı hâle gelir.
İhtarname ve sonrasındaki süreçler ofisimizde TÜRKPATENT nezdinde yetkili marka vekillerimiz tarafından yürütülür. Marka tescili hizmetimizi inceleyin.
Hukuk davasında neler talep edebilirsiniz?
Kanunun 149. maddesi, hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin taleplerini sayar. Bu talepler tek bir davada birlikte ileri sürülebilir:
| Talep | Ne sağlar |
|---|---|
| Tecavüzün tespiti | Fiilin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun mahkemece saptanması |
| Durdurma ve önleme | Devam eden kullanımın durdurulması, muhtemel tecavüzün önlenmesi |
| Tecavüzün kaldırılması | Ürünlerdeki markanın silinmesi, kaçınılmazsa ürün ve araçların imhası |
| Maddi tazminat | Fiili zarar ve yoksun kalınan kazancın karşılanması |
| Manevi tazminat | Marka sahibinin kişilik haklarının zedelenmesinin karşılığı |
| İtibar tazminatı | Kötü kalitede taklitler nedeniyle markanın itibarının zarar görmesi hâlinde ek tazminat |
| El koyma ve mülkiyet | Tecavüz ürünleri ile üretim araçlarına el konulması, üzerlerinde mülkiyet hakkı tanınması |
| Kararın ilanı | Kesinleşen kararın masrafı karşı tarafa ait olmak üzere ilan edilmesi |
Yoksun kalınan kazancın hesabında kanun üç yöntem sunar ve tercih hakkı marka sahibindedir: markanın ihlal edilmemesi hâlinde elde edilebilecek muhtemel gelir, tecavüz edenin markayı kullanarak elde ettiği net kazanç veya markanın lisans yoluyla kullandırılması hâlinde istenebilecek lisans bedeli. Dosyanın verilerine göre bu yöntemler birbirinden çok farklı tutarlar üretir.
Davanın sonucunu beklemek çoğu zaman mümkün değildir; bu nedenle dava açılmadan önce veya dava ile birlikte ihtiyati tedbir istenir. Tedbir kararıyla satışın durdurulması, ürünlere el konulması ve gümrükte ürünlerin durdurulması sağlanabilir. Mahkeme genellikle teminat ister.
Davalar Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülür; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde görevi asliye hukuk mahkemeleri üstlenir. Yetki bakımından davacının yerleşim yeri, hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yer veya tecavüzün etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi seçilebilir.
Cezai yol ve altı aylık şikâyet süresi
Marka hakkına tecavüz aynı zamanda suçtur. Kanunun 30. maddesi, başkasının marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, satışa arz eden, satan, ithal veya ihraç eden ya da ticari amaçla elde bulunduran kişiler için bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörür.
İki nokta hayatidir:
- Suç şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi altı aydır. Süre, fiili ve failini öğrendiğiniz tarihten işlemeye başlar. Kaçırıldığında ceza yolu kapanır; hukuk davası hakkınız devam eder.
- Ceza verilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır. Tescilsiz markalar bakımından bu yol baştan kapalıdır.
Şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılır. Soruşturma kapsamında arama ve el koyma kararlarıyla taklit ürünler piyasadan hızla çekilebilir; bu, ceza yolunu hukuk davasına göre çok daha hızlı sonuç veren bir baskı aracı hâline getirir. İki yol birbirini engellemez, birlikte yürütülebilir.
Altı aylık şikâyet süresi geri alınamaz. İhlali öğrendiğiniz tarihten itibaren işleyen bu süre dolduğunda, aynı fiil için ceza yolu bir daha açılmaz; elinizde yalnızca hukuk davası kalır.
Hangi yolun — ihtarname, tedbir, ceza şikâyeti ya da bunların birleşimi — dosyanıza uygun olduğunu birlikte belirleyelim. Ön değerlendirme talep edin.
İnternet, e-ticaret ve alan adı ihlalleri
İhlallerin büyük bölümü artık çevrimiçi gerçekleşiyor ve bu alanda mahkemeye gitmeden işleyen mekanizmalar var:
- E-ticaret platformları. Elektronik ticaret mevzuatı uyarınca, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline ilişkin şikâyet tescil belgesiyle birlikte aracı hizmet sağlayıcıya iletildiğinde, platformun ilanı 48 saat içinde yayımdan kaldırması gerekir.
- Sosyal medya ve pazaryeri hesapları. Platformların marka ihlali bildirim formları, tescil numarası ile birlikte kullanıldığında hesap ve içeriklerin kaldırılmasını sağlayabilir.
- Alan adları. ".tr" uzantılı alan adları için uyuşmazlık çözüm hizmet sağlayıcılarına, ".com" gibi genel uzantılar için WIPO nezdindeki UDRP usulüne başvurularak alan adının iptali veya devri istenebilir.
Bu yollar hızlı ve düşük maliyetlidir; ancak kalıcı değildir. Kaldırılan ilan başka bir hesaptan yeniden açılabilir. Sistematik ihlallerde asıl çözüm, tedbir kararı ve dava ile kullanımın kaynağında durdurulmasıdır.
Zamanın aleyhinize işlediği üç kural
Sessiz kalma yoluyla hak kaybı. Sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiğiniz veya bilmeniz gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalırsanız, kötü niyet hâli dışında o markanın hükümsüzlüğünü artık ileri süremezsiniz. İhlali görmezden gelmenin bedeli hakkın kendisidir.
Tazminat zamanaşımı. İhlalden doğan özel hukuk taleplerinde Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımı hükümleri uygulanır: zararı ve faili öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıl. Devam eden ihlallerde süre her yeni fiille yeniden işlemeye başlar; buna karşın geçmişe yönelik talepler daralır.
Kendi kullanımınızı ispat yükü. Markanız beş yıldan uzun süredir tescilliyse, davalı sizin markayı ciddi biçimde kullanmadığınızı def'i olarak ileri sürebilir. Bu def'i kabul edilirse tecavüz talepleriniz sonuçsuz kalır. Bu nedenle fatura, katalog, tanıtım ve satış kayıtlarının düzenli saklanması sadece bir muhasebe alışkanlığı değildir.
Karşı tarafın da markasını tescil ettirmiş olması, sanıldığı gibi bir kalkan değildir. Kanun açıkça düzenler: sonraki tarihli tescil sahibi, daha önceki tarihli hak sahibinin açtığı tecavüz davasında kendi tescilini savunma gerekçesi olarak ileri süremez. Bu durumda tecavüz davasıyla birlikte sonraki markanın hükümsüzlüğü de istenir.
Markanız tescilli değilse
Tescil yoksa yukarıdaki araçların çoğu kullanılamaz. Ceza yolu kapalıdır, Sınai Mülkiyet Kanunu'na dayalı tecavüz davası açılamaz. Geriye Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümleri kalır; bu yolda markanın sizin tarafınızdan önce ve ciddi biçimde kullanıldığını ispat etmeniz gerekir — belge yükü ağır, sonuç belirsizdir.
Daha ciddi risk şudur: aynı ibareyi karşı taraf tescil ettirirse, kendi markanızı kullanmaya devam ettiğiniz için ihlal eden konuma siz düşersiniz. Eskiye dayalı kullanımınıza dayanarak bu tescilin hükümsüzlüğünü isteyebilirsiniz, ancak bu ayrı bir dava, ayrı bir masraf ve yıllar demektir.
Tescil, ihlale karşı elinizdeki tek gerçek dayanaktır. Markanız henüz tescilli değilse veya kapsamının yeterli olup olmadığından emin değilseniz, ilk adım aynı veya benzer bir başvurunun sicilde bulunup bulunmadığını görmektir.
Ücretsiz marka sorgulaması yapalım; sonucu birlikte değerlendirelim.
Sıkça sorulan sorular
Markanız izinsiz kullanılıyorsa süre işliyor
Ceza şikâyeti için altı aylık, tazminat talebi için iki yıllık süre var. Dosyanızı marka vekillerimiz incelesin, izlenecek yolu birlikte belirleyelim.
Ücretsiz Ön DeğerlendirmeBu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya taahhüt niteliği taşımaz. Süreçler başvurunun içeriğine ve TÜRKPATENT'in değerlendirmesine göre değişebilir. Bize ulaşarak durumunuza özel değerlendirme alabilirsiniz.