Bir sabah markanızın adını sicilde başkasının üzerine kayıtlı görmek — üstelik o başkası yanınızda çalışmış, ortağınız olmuş ya da ürününüzü satmış biriyse — ilk anda hem öfke hem çaresizlik verir. Yaygın kanının aksine bu tablo çoğu zaman geri döndürülebilir. Ama hangi yolun açık olduğu, sürecin hangi aşamasında olduğunuza göre değişir ve bazı kapılar takvimle kapanır.
Türkiye'de marka koruması tescille doğar. Bu, markayı yıllardır kullanıyor olmanızın hiçbir anlamı olmadığı demek değildir; kanun tescilsiz kullanıma da belli şartlarla hak tanır. Ancak bu hakkı kendiliğinden işlemez — ileri sürmeniz, belgelemeniz ve süresinde yapmanız gerekir.
Aşağıda önce hangi aşamada olduğunuzu tespit ediyor, sonra üç farklı hukuki dayanağın hangisinin size ne kazandırdığını, delil tarafını ve süreleri sırasıyla anlatıyoruz.
Hangi aşamadasınız? Yol buradan ayrılıyor
Yapılacak ilk iş, karşı tarafın dosyasının nerede olduğunu görmektir. Üç durum var ve üçünde de yapılacak şey farklı:
| Dosyanın durumu | Açık olan yol | Kapanma anı |
|---|---|---|
| Başvuru yapılmış, henüz Bültende yayımlanmamış | Yayımı bekleyip itiraza hazırlanmak; delil dosyasını bu arada kurmak | Henüz süre işlemiyor — hazırlık için en avantajlı an |
| Bültende yayımlanmış | Yayıma itiraz — en hızlı, en ucuz ve en yüksek şanslı yol | Yayımdan itibaren iki ay; kaçarsa bu yol tümüyle kapanır |
| Tescil tamamlanmış | Hükümsüzlük davası, şartları varsa devir talebi | Kötü niyet yoksa beş yıllık sessiz kalma sınırı işler |
Aşamayı doğru tespit etmek için sicil kaydına bakmak gerekir: başvuru mu tescil mi, hangi tarihte, hangi mal ve hizmet sınıflarında, marka örneği tam olarak ne. Bunların hepsi TÜRKPATENT sicilinde herkese açıktır; marka sorgulamanın nasıl yapıldığını ayrı bir yazıda adım adım anlattık.
“Bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, 5 inci veya 6 ncı maddelere göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde yapılır.”
Bu iki aylık süre hak düşürücüdür; uzatılmaz, mazerete bakılmaz. Kaçırıldığında markayı geri almak imkânsız hâle gelmez ama mesele idari bir itirazdan çıkıp mahkemeye taşınır: süre uzar, maliyet artar, ispat yükü ağırlaşır.
Hangi aşamada olduğunuzdan emin değilseniz ilk iş budur. Sicil kaydı başvurunun yayım tarihini de gösterir; iki aylık sürenin ne kadarının kaldığı buradan hesaplanır. Dosyanın durumunu birlikte kontrol edelim — süre içindeyseniz itiraza, geçmişse dava hattına göre bambaşka bir hazırlık gerekir.
Çalışanınız başvurduysa
Uygulamada en sık karşılaştığımız tablo şudur: kişi işten ayrılır, ayrılmadan kısa süre önce ya da hemen sonra markayı kendi adına başvuruya koyar. Bazen aynı sektörde kendi işini kurmak için, bazen doğrudan pazarlık kozu yapmak için.
Bu senaryonun hukuki olarak güçlü yanı şudur: çalışan, markanın size ait olduğunu bilmediğini iddia edemez. Kötü niyet, marka hukukunda ispatı en zor unsurlardan biridir; çalışan dosyalarında ise ilişkinin kendisi bu ispatı büyük ölçüde hazır getirir. İş sözleşmesi, maaş bordroları, kurumsal e-posta yazışmaları, markanın kullanıldığı işlerde kişinin imzası — hepsi bilginin varlığını gösterir.
İşçinin işverene karşı sadakat borcu Türk Borçlar Kanunu'nun 396. maddesinde düzenlenmiştir; işverenin markasını kendi adına tescile kalkışmak bu borca aykırılığın tipik örneğidir. İş ilişkisi hâlâ sürüyorsa haklı nedenle fesih ve iş hukuku kaynaklı talepler ayrıca gündeme gelir. Ancak markayı geri almanın yolu iş hukukundan değil, aşağıdaki üç dayanaktan geçer.
Üç dayanak, üç farklı sonuç
Burası, konuyu anlatan kaynakların çoğunun birbirine karıştırdığı yerdir. Kanun üç ayrı kapı açıyor ve bunların ikisi başvuruyu durduruyor, biri markayı size geçiriyor. Hangisinin elinizde olduğu, karşı tarafın konumuna bağlı.
1. Eskiye dayalı kullanım — SMK m.6/3
“Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.”
Tescilsiz marka sahibinin ana dayanağı budur. Dikkat edilmesi gereken ifade “hak elde edilmişse”dir: kanun her kullanımı yeterli saymaz. Aranan, markanın ticaret alanında ciddi, sürekli ve belirli bir bilinirlik yaratacak yoğunlukta kullanılmış olmasıdır. Birkaç fatura ya da yeni açılmış bir sosyal medya hesabı çoğu zaman bu eşiği karşılamaz. Buna karşılık yıllara yayılan satış, tabela, ambalaj, reklam ve basın kaydı taşıyan bir kullanım karşılar.
2. Kötü niyet — SMK m.6/9
“Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.”
Tek cümlelik bu fıkra, uygulamada m.6/3'ün en güçlü tamamlayıcısıdır. Markayı kullanma niyeti olmaksızın, yalnızca sahibinin önünü kesmek veya pazarlık kozu yaratmak için yapılan başvurular kötü niyetli sayılır. Çalışanın, eski ortağın ya da bayinin başvurusunda ilişkinin kendisi kötü niyeti kuvvetle düşündürür. Bu dayanağın ayrıca bir yan faydası var: aşağıda göreceğiniz beş yıllık sessiz kalma sınırını devre dışı bırakır.
3. Ticari vekil veya temsilci — SMK m.6/2 ve m.10
“Marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil ya da temsilci adına tescilinin yapılması hâlinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa marka sahibi mahkemeden, markasının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği gibi söz konusu tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilir.”
Bu, üç dayanak içinde tek başına markayı size geçiren yoldur. Diğer ikisi karşı tarafın tescilini engeller; bu, tescili doğrudan sicilde sizin adınıza aktarır. Marka zaten tescil edilmişse, sıfırdan başvuru yapmaya kıyasla ciddi bir avantajdır: başvuru tarihi korunur.
Ancak kapsamı sınırlıdır. “Ticari vekil veya temsilci” ifadesi acenteyi, tek satıcıyı, bayiyi, komisyoncuyu, franchise alanı ve Türk Borçlar Kanunu m.551 anlamında yetkilendirilmiş ticari vekili kapsar. Sıradan bir işçi bu tanıma otomatik olarak girmez. Şirketi temsile yetkili bir müdür ya da imza yetkilisi için tartışılabilir; depo görevlisi için tartışılamaz. Çalışan dosyalarında bu nedenle asıl yürüyen hat çoğunlukla m.6/3 ile m.6/9'dur; m.10 varsa ek olarak ileri sürülür.
Eski ortak, bayi, tedarikçi ve tamamen yabancı biri
Aynı hukuki iskelet başka ilişkilerde de kurulur; değişen, hangi dayanağın elinizde olduğudur.
- Eski ortak. En çetrefilli senaryo. Ortaklık döneminde markayı fiilen kimin yarattığı ve kimin kullandığı belirleyicidir. Marka şirket adına değil de ortaklardan biri adına tescil edilmişse, diğer ortağın talebi çoğu zaman hükümsüzlük değil, hakkın şirkete ya da paylı mülkiyete aktarılması yönünde olur.
- Bayi, distribütör, tek satıcı. m.10'un asıl hedefi bu grup. Devir talebi burada en net şekilde işler. Aranızda yazılı bir sözleşme varsa ve markanın tescil yetkisi düzenlenmemişse dahi, izin verilmediği sürece tescil haksızdır.
- Tedarikçi veya üretici. Özellikle ithalatta sık görülür: ürünü ürettiğiniz firma markayı kendi ülkesinde ya da Türkiye'de tescil eder. Ticari ilişki belgeleri, sipariş yazışmaları ve etiket tasarımlarının kimden çıktığı dosyanın belkemiğini oluşturur.
- Tamamen yabancı biri. İlişki yoksa m.10 kapalıdır, kötü niyet ispatı da zorlaşır. Geriye ağırlıklı olarak m.6/3 kalır — yani markayı daha önce ve ciddi biçimde kullandığınızı belgeleme yükü tümüyle sizdedir.
Dosyayı belirleyen tek şey: delil
İster itiraz olsun ister dava, sonucu belirleyen argümanın parlaklığı değil, markayı karşı taraftan önce ve ciddi biçimde kullandığınızı gösteren belgelerin niteliğidir. Kurum ve mahkeme tarih taşıyan, doğrulanabilir kayıt arar. Toplanması gerekenler:
- Tarihli ticari kayıtlar — markayı taşıyan faturalar, irsaliyeler, sipariş formları, sözleşmeler
- Görünürlük kanıtları — tabela ve vitrin fotoğrafları, ambalaj ve etiket örnekleri, katalog, broşür, fuar kaydı
- Dijital iz — alan adı tescil tarihi (WHOIS), web sitesinin arşiv kayıtları, sosyal medya hesaplarının açılış tarihi ve ilk paylaşımları
- Reklam ve basın — ödemesi belgelenmiş reklam faturaları, haber ve dergi kupürleri
- İlişkiyi kuran belgeler — iş sözleşmesi, bayilik veya tedarik sözleşmesi, kurumsal e-posta yazışmaları
Bu belgelerin varlığı kadar sunuluş biçimi de sonucu etkiler: tarih sırasına dizilmiş, markanın hangi mal ve hizmette kullanıldığını gösteren ve karşı tarafın başvuru tarihiyle ilişkilendirilmiş bir dosya ile aynı belgelerin gelişigüzel eklenmesi arasında ciddi fark vardır.
Süre işliyorsa önce delil, sonra itiraz. İki aylık itiraz süresi içinde hem belgeleri derleyip hem gerekçeli dilekçeyi hazırlamak dar bir takvimdir. Marka vekillerimiz dosyanızı inceleyip hangi dayanağın güçlü olduğunu ve elinizdeki belgelerin yeterli olup olmadığını baştan söyleyebilir.
İtiraz süresi kaçtıysa: hükümsüzlük davası
Marka tescil edilmişse idari yol kapanır, konu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne taşınır. Bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde görevi asliye hukuk mahkemeleri üstlenir. Dava, sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılır; TÜRKPATENT taraf gösterilmez.
Hükümsüzlük kararının en önemli özelliği geriye etkili olmasıdır:
“25 inci madde gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır.”
Yani tescil iptal edilmez, hiç var olmamış sayılır. Bu, karşı tarafın o tescile dayanarak size gönderdiği ihtarnameleri ve pazaryerlerine yaptığı şikâyetleri de dayanaksız bırakır. Devir şartları varsa hükümsüzlük yerine doğrudan devir istenmesi çoğu zaman daha akıllıcadır: marka silinmek yerine başvuru tarihiyle birlikte size geçer.
Dava aşamasındaki dosyaları bünyemizdeki avukatla doğrudan yürütüyoruz. Hükümsüzlük mü devir mi isteneceği, hangi dayanağın dosyaya oturduğu ve delillerin yeterli olup olmadığı dava açılmadan önce netleşmesi gereken sorulardır. Dosyanızı inceleyelim, izlenecek yolu birlikte belirleyelim.
Beş yıl kuralı — ve onu devre dışı bırakan istisna
“Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.”
Cümlenin ortasındaki şart belirleyicidir. Beş yıllık sessiz kalma sınırı, kötü niyetli tescillerde uygulanmaz. Çalışan, ortak, bayi ve tedarikçi senaryolarında kötü niyet zaten dosyanın merkezinde olduğu için bu sınır çoğu zaman lehinize işler.
Yine de bunu bir rahatlama gerekçesi saymamak gerekir. Kötü niyeti ispat edemezseniz beş yıl geri gelir; üstelik geçen her yıl karşı tarafın markayı kullanarak kendi hakkını güçlendirmesi anlamına gelir. Zaman, dosyanın hiçbir aşamasında sizin lehinize çalışmaz.
Tescilsiz kalmanın asıl faturası
Buraya kadar anlatılan yolların hepsi tescilsiz marka sahibine açıktır — ama hepsi ispat yüküyle, süreyle ve masrafla gelir. Tescilli olsaydınız bunların çoğu gerekmezdi: aynı ya da benzer bir başvuru zaten Kurum incelemesinde takılırdı, takılmasa bile itirazınız sicildeki kaydınıza dayanırdı.
Aradaki en sert fark ceza yolunda görülür:
“Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır.”
Marka hakkına tecavüz suçu bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür; ancak markanız tescilli değilse bu yol tamamen kapalıdır. Taklit ürüne el konulması, savcılık soruşturması, ceza tehdidiyle gelen hızlı sonuç — hiçbiri gündeme gelmez. Marka hakkı ihlalinde izlenecek yolları ayrı bir yazıda ele aldık; oradaki araçların büyük bölümü yalnızca tescilli markalar için işler.
Bu yüzden markasını hâlâ tescil ettirmemiş okurun bu yazıdan çıkaracağı asıl sonuç şudur: markanızı siz tescil ettirmediğiniz sürece, tescil ettirebilecek kişi sayısı sınırsızdır ve içlerinde sizi en iyi tanıyanlar da vardır. Tescilin ne zaman yapılması gerektiğini ayrıca yazdık; kısa cevabı, markayı kullanmaya başlamadan öncedir.
Bulunduğunuz yere göre atılacak adım
Başvuru Bültende yayımlandıysa: iki aylık süre içindesiniz. Delil dosyasını kurup gerekçeli yayıma itirazı dosyalamak en hızlı, en düşük maliyetli ve en yüksek şanslı yoldur.
Tescil tamamlandıysa: önce dosyanın hangi dayanağa oturduğunu ve devir talebinin şartlarının bulunup bulunmadığını tespit etmek gerekir. Hükümsüzlük ve devir davalarını bünyemizdeki avukatla doğrudan yürütüyoruz.
Henüz böyle bir sorun yaşamadıysanız: en düşük maliyetli an şu andır. Ücretsiz marka sorgulaması yapalım, markanızın sicilde boş olup olmadığını birlikte görelim.
Sıkça sorulan sorular
Başvuru yayımlandıysa iki aylık süre işliyor
Dosyanızı marka vekillerimiz incelesin: hangi dayanağın güçlü olduğunu, elinizdeki belgelerin yeterli olup olmadığını ve itiraz mı dava mı gerektiğini birlikte belirleyelim.
Ücretsiz Ön DeğerlendirmeBu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya taahhüt niteliği taşımaz. Süreçler başvurunun içeriğine ve TÜRKPATENT'in değerlendirmesine göre değişebilir. Bize ulaşarak durumunuza özel değerlendirme alabilirsiniz.